HABERSİZ ALINAN SES VE GÖRÜNTÜ KAYDI BOŞANMA DAVASINDA DELİL OLABİLİR Mİ?
475
post-template-default,single,single-post,postid-475,single-format-standard,bridge-core-1.0.4,ajax_fade,page_not_loaded,,qode_grid_1300,hide_top_bar_on_mobile_header,qode-theme-ver-18.0.9,qode-theme-bridge,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-5.7,vc_responsive

HABERSİZ ALINAN SES VE GÖRÜNTÜ KAYDI BOŞANMA DAVASINDA DELİL OLABİLİR Mİ?

hukuka aykırı delil boşanma davasına esas teşkil eder mi

HABERSİZ ALINAN SES VE GÖRÜNTÜ KAYDI BOŞANMA DAVASINDA DELİL OLABİLİR Mİ?

Teknolojik gelişmeler göz önüne alındığında kişiden habersiz şekilde kişinin ses veya görüntüsü çok kolay bir şekilde alınabilir hale gelmiştir. Bu imkanlar özel hayatın gizliliğinin de kolayca ihlal edilebilmesine kapı aralamıştır.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki özel hayatın gizliliğini ihlal eden bilgi ve belgeler Türk Ceza Kanunu anlamında suç oluşturmaktadır. Ancak bu durumu somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirmekte fayda vardır. Hukuka uygunluk sebeplerinin somut olayda bulunması halinde elde edilen deliller için hukuka aykırılık ortadan kalkmaktadır.

Prof. Dr.Pekcanıtez’e göre, kişilik haklarının, özel yaşam alanı ve sır alanının ihlali sonucu elde edilen teyp bandı, fotoğraf, çalınmış veya el konulmuş aşk mektupları delil olarak değerlendirilemez. Hukuka aykırı olarak elde edilen delilin değerlendirilmesi konusunda Medeni Usul Hukukunda da geçerli olan dürüstlük kuralı esas alınarak karar verilmeli ve bu konuda her somut olayda değerlendirme yapılmalıdır. Bu konuda ihlal edilen kanun hükmü ile ispatlanmak istenen menfaat arasında amaca uygunluk hususu da esas alınmalıdır. Diğer taraftan gizli şekilde ele geçirilen tüm deliller hukuka aykırı delil olarak değerlendirilmemelidir. (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 2.Bası, Ankara 2001/s. 390 vd.)

Şüphesiz ki Anayasa’ya göre herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Ancak, evlilik birliğinde eşlerin, evliliğin devamı süresince birbirine sadık kalmaları da yasal bir zorunluluktur. Bu nedenle evlilikte, evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler alanı, eşlerin her birinin özel yaşam alanı olmayıp aile yaşam alanıdır. Eşinin sadakatinden kuşkulanan diğer eş, birlikte yaşadıkları konutta, eşinin bilgisi dışında ses kayıt cihazı yerleştirerek eşinin aleni olmayan konuşmalarını kaydetmesinde özel hayatın gizliliğinden söz edilemeyeceği gibi hukuka aykırılık bulunduğu da kabul edilemez.

Ancak boşanma davalarının sebeplerine göre habersiz olarak kaydedilen ses ve görüntüler hukuka aykırı delil niteliğinde olabilmektedir.

hukuka aykırı elde edilen delil boşanmaya esas teşkil edebilir mi?

Şöyle ki;

            Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi’nin 2019/377 E. 2019/7009 K. Sayılı Kararında şu ifadelere yer verilmiştir:

            ‘’ Yapılan incelemede, davalı erkeğe yüklenen hakaret ve tehdit vakıalarının, taraflar arasında geçen telefon konuşmasının kaydedilmesi suretiyle oluşturulan ses kaydının bulunduğuna ilişkin tanık beyanlarına dayandığı görülmüştür. HMK m. 189/2’ye göre, hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Taraflar arasında geçen bir konuşmanın, davacı kadınca erkeğin bilgisi olmaksızın kayda alınması hukuka aykırı olduğundan, bu ses kaydının bulunduğuna ilişkin tanık beyanlarına da itibar edilemez. Bir ispat aracının Anayasa m. 36 anlamında “Meşru vasıta” olarak kabul edilebilmesi ve buna ispat gücü tanınabilmesi için, hukukun izin verdiği şekilde elde edilmesi gerekir. Hukuka aykırı yollardan elde edilen delillere veya bunların varlığına ilişkin tanık beyanlarına ispat gücü tanınması, hukuk usulünde geçerli olan silahların eşitliği ilkesine aykırıdır. Bu sebeplerle, davalı erkeğe yüklenen hakaret ve tehdit vakıaları, hukuka uygun delillerle inandırıcı şekilde ispat edilememiştir. Bir başka ifadeyle, gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin kusurlu bir davranışı ispatlanamamıştır. Açıklanan sebeplerle davacı kadının davasının reddi gerekirken, kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.’’

            Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi 2016/24760 E. 2018/10726 K. Sayılı Kararında da aynı şekilde şu ifadelere yer vermiştir:

            ‘’ Mahkemece, davalı erkek kusurlu kabul edilerek kadının boşanma davası kabul edilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı kadın tarafından sunulan ses kayıtlarına ilişkin CD’nin erkeğin “özel hayatının gizliliği” ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği anlaşılmaktadır. Hukuka aykırı delil, hükme esas alınamaz. Davalı erkeğin boşanmayı gerektirecek başkaca kusurlu bir davranışı ise kanıtlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalının kusuru ispatlanamadığından boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.’’

            Bahsedilen hususlar, anılan kararlar ve bilindiği üzere boşanma davalarının diğer hukuk davalarından farklı bir yapıya sahip olması bakımından bir avukata danışmanızda her zaman fayda görmekteyiz ve STS Hukuk Bürosu olarak her konuda size yardımcı olacağımızı özellikle belirtmek isteriz.

No Comments

Post A Comment